Çocukluğumuzun özlemle beklenenidir…
Çünkü Hıdırellez demek ateşten atlamak demek, ateşten atlamak demek gündüzden çalı çırpı toplamak, arkadaşlarınla sözleşip, akşam sokağa çıkmak, mahallenin ortasında kocaman bir ateş yakmak ve bütün bir gece boyunca defalarca üstünden atlayıp, sayısız dilek tutmak, şarkılar söylemek, oyunlar oynamak, kısacası büyük bir eğlence, şenlik demektir…
Mayıs ayının 5’inci gecesini 6’ıncı gününe bağlayan gece, denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır’ın bir gül ağacının altında buluşacağı gecedir. O gece, bütün dünya bu buluşmaya tanıklık ederken, zaman bir süreliğine âdeta durur ve tekrar dirilir. Aslında bu diriliş, doğanın dirilişidir. Kışın, soğuğun bittiğinin, yazın, sıcağın geliyor olduğunun işaretidir. Anadolu’nun ve dünyanın pek çok yerinde büyük coşkuyla ve umutla kutlanır.
Rivayet edilir ki “Her kim Hızır ile İlyas’ın buluştuğu, suların akmadığı, rüzgârın esmediği, gökteki iki yıldızın birleştiği o ana tanıklık ederse ve o anda ne dilerse olacaktır.” İşte bu yüzdendir, umutla ve coşkuyla beklenmesi…
Katolik inancındaki adı St. Georges, Ortodoks inancında Aya Yorgi olarak anılan gün, tüm insanlığın ortak günüdür. İnsanlar hayalini kurdukları ne varsa, gerçekleşeceğine olan inançla beklerler Hıdırellez’i…
5 Mayıs gecesi ateşler yakılıp, üstünden atlanır, şarkılar söylenir, adaklar yapılır, olmasını istediğimiz dileklerimiz gül ağacına bağlanır, ertesi sabah gün ışımadan oradan alınıp, denize atılır. Bir yıl boyunca da gerçekleşmesi beklenir.
Hıdırellez denince, aklıma Ederlezi gelir.
Ederlezi, Balkanlardaki Çingene azınlığa ait bir şarkı…
Adını ise dünyanın dört bir yanında yaşayan Çingene halk tarafından kutlanan bahar bayramından alır. Geleneksel olarak, 6 Mayıs’ta kutlanan Ederlezi de yine baharın gelişini sembolize eder. Bulgaristan ve Sırbistan’da St. George Festivali olarak bilinen Ederlezi’nin, Hıdırellez kelimesinden türediği söylenir.
Şarkının orijinali Romanca… Anlamı; özgürlüklerine düşkünlükleri nedeniyle toplumda bir türlü kabul göremeyen ve ötekileştirilen, yoksulluğa sürüklenen çingenelerin baharın gelişi ile hayatlarındaki tüm sıkıntılardan kurtulmak amacıyla Allah’a ettiği bir dua ve yakarış olduğu söylenir…
Şarkı, Sırp yönetmen Emir Kusturica’nın “Çingeneler Zamanı” filmi için dünyaca ünlü müzisyen Goran Bregoviç tarafından bestelenmiş…
Hıdırellez’in 2017 yılında UNESCO tarafından Türkiye ve Makedonya’nın ortak başvurusuyla, “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine girerek, uluslararası düzeyde de tanındığını ve korunması gerektiğini ortaya koyar.
Hıdırellez; geçmişi Orta Asya Türk inançlarına dayanan bir bayramdır. Günümüzde birçok yörede yaşatılan bu gelenek, toplumun ortak belleğini canlı tutarken, doğa ile iç içe bir yaşamın ve ortak umudun sembolü olmaya devam etmekte…
Hıdırellez birçok geleneksel ritüelle kutlanır…
Eğer o gece, Hıdırellez ateşinin üzerinden atlanırsa kişinin üzerinde birikmiş olan kötü enerjiden arınacağına ve yeni başlangıçlar için temiz enerji yükleneceğine inanılır.
Olması istenen dilekler bir kâğıda yazılarak, kırmızı kurdele ile gül ağacına asılır, sabah gün batımından önce oradan alınıp, denize veya doğaya bırakılır.
Bir elma kabuğu tek parça halinde soyulur ve gece başın üzerinden geriye doğru atılır. Kabuğun şekli, dileğin gerçekleşeceğine dair bir işaret olarak kabul edilir.
Hıdırellez için kasaba ve köylerde çok daha hummalı hazırlıklar yapılır…
Evler temizlenir, çamaşırlar yıkanır, yemekler yapılır…
Herkes evinin içini, bahçesini temizlemek zorundadır. Çünkü Hıdırellez günü Hızır’ın onları ziyaret edeceği inanılır. Evler temiz olmazsa uğramaz diye düşünülür. Genellikle beyaz renkli kıyafetler tercih edilir. Çünkü Hızır’ın beyaz giydiğine inanılır. Bu inanışlara kurbanlar, adaklar da eklenir.
Bütün hazırlıklar bittikten sonra ağaçlı ve pınarı olan mesire yerlerine giden halk, o günü oyunlar oynayarak, şarkılar söyleyerek, danslar ederek mutlu bir şekilde geçirmeye çalışırlar. Hıdırlık denilen bu mesire yerlerinde mezarlık, yatır gibi halk tarafından kutsal kabul edilen, adak adanan veya çaput bağlanacak ağaçların olduğu yerler de vardır.
Hıdırellez kutlamalarında mutlaka yerine getirilmesi gereken bazı adetler de vardır. Bunlardan en önemlisi sağlıkla ilgili olanlardır. Hıdırellez sabahı pınarlardan testilerle alınan sular evlerde şifa niyetine içilir, bulaşıklar bu su ile yıkanır.
O günü bahar çiçeklerinin kaynatılarak içilmesi, kırlardan toplanan, yenilebilir otlardan börek, çörek yapılması da şifa inancı ile ilgilidir.
Hıdırellez’de hasırların yakılması, yakılan ateş üzerinden sağlık/sıhhat dilenerek üç defa atlanması da gene sağlıkla, şifa dileği ile ilgili bir adettir.
Hıdırellez gecesi Hızır’ın yeryüzünde gezindiği ve dokunduğu yerlere bereket saçacağına dair olan inanç ile yerine getirilen bazı ritüeller ise şöyledir;
Kapı, pencere, ambar ve yiyecek kaplarının ağzı açık bırakılır. İçinde para bulunan kaseler gül dalına asılır veya dibine bırakılır. Bu paralar ertesi gün alınarak cüzdanlarda saklanır ve yıl boyunca harcanmaz. Meyve vermeyen ağaçlar balta ile korkutulur. Karınca yuvalarından alınan toprak saklanır. Bu toprak para cüzdanlarına da konabilir, evdeki erzaklara da katılabilir. Evlere yeşil dallar asılır. Sabah erkenden bitkilerin üzerindeki çiğlerden toplanarak sütün içerisine bir iki kaşık konur. O gece mayasız sütün yoğurda dönüşmesi “Hızır’ın gelip elini değdirdiği” şeklinde yorumlanır. Un tahtasına un elenir, ertesi sabah üzerinde iz görülürse “Hızır’ın üzerinden geçtiği”ne, evden bolluk, bereketin eksik olmayacağına inanılır.
Diğer bazı adetler ise şöyledir;
Dilenen şeylerin kum, taş, tuğla, tahta gibi örnekleri yapılır ve 5 Mayıs gecesi gül ağacının dibine bırakılır. Ev sahibi olmak isteyenler gül dalının altına ev maketi yaparlar. Para sahibi olmak isteyenler gül dalına para bağlarlar.
Sona geldiğimizde bu tür geleneksel inançları şöyle yorumlayabiliriz;
Bir toplumun var olmasında ve sürekliliğinde dil, din, tarih kadar geleneklerin de önemi vardır. Gelenekler tarihini tespit edemediğimiz dönemlerden kalmadır. “Neden, niçin, nasıl” gibi sorular sormaksızın geçmişten günümüze kadar ulaşmıştır.
Her ne kadar günümüzde yapılan ritüeller pozitif bilimle örtüşmese ve çok anlamlı şeyler gibi görünmese de insanoğlunun bütün sıkıntıların arkada kalacağı, baharla birlikte bereket, sağlık, mutluluk ve başarıların geleceği umudu ve inancını dile getirdiği böyle bir bayram günü belki de kararmış yüreklerimize bir nebze olsun su serpecektir…
Hıdırellez’iniz kutlu olsun
BİR BAHAR BAYRAMI – HIDIRELLEZ

