KÜLTÜREL BELLEĞİN SESSİZ DİLİ

Giyim, toplumun ortak belleğini en sade bir biçimde ifade eden kültürel bir anlatımdır.  Kumaşlar, renkler, desenler, motifler ve bağlama şekilleri, geçmişten bugüne ulaşan yaşanmışlıkları, toplumsal hafızayı, güzellik ve estetik anlayışını sessizce dile getirir. Anadolu’nun giyim-kuşam geleneği, kuşaklar boyunca sürdürülerek günümüze kadar ulaşmıştır. Kadının giyimi ve süslenme şekli, yaşını, medeni durumunu, toplum içindeki konumunu ve yaşadığı …

Geleneği korumak mı, değişime ayak uydurmak mı?

Geçenlerde yolda yürürken aklıma bu cümle takıldı. Ben, bir yandan geleneklerin ve kültürel değerlerin korunarak geleceğe aktarılması konusunu çok önemserken diğer taraftan yaşadığımız zamanın bizlere sağladığı imkânlardan faydalanmanın, başka bir deyişle çağa ayak uydurmanın gerekli olduğu inancındayım. Çünkü her ikisi de tek başına yeterli değil. Asıl mesele ise dengeyi kurabilmek… Toplumlar tarih boyunca şu iki …

BAYRAM MI DEDİNİZ?

BAYRAM MI DEDİNİZ? Bayramın anlamını hepimiz biliyoruz elbette… Ancak günümüzde pek çok şey gibi bayramların da anlamını yitirdiği şu günlerde belleğimizdeki eski bayramları hatırlamak belki hepimize iyi gelecektir… Zira ben, son zamanlarda bayram yaklaşırken eskisi gibi coşku hissetmediğimi fark edince, geriye dönüp çocukluğumdaki bayramların hayalini kurdum. Bu arada aklıma bazı sorular geldi. Cevaplarını da yine …

BİR BAHAR BAYRAMI – HIDIRELLEZ

Çocukluğumuzun özlemle beklenenidir… Çünkü Hıdırellez demek ateşten atlamak demek, ateşten atlamak demek gündüzden çalı çırpı toplamak, arkadaşlarınla sözleşip, akşam sokağa çıkmak, mahallenin ortasında kocaman bir ateş yakmak ve bütün bir gece boyunca defalarca üstünden atlayıp, sayısız dilek tutmak, şarkılar söylemek, oyunlar oynamak, kısacası büyük bir eğlence, şenlik demektir… Mayıs ayının 5’inci gecesini 6’ıncı gününe bağlayan …

Göç ve Türkan Bebek üzerine

“Göç” kavramını tanımlayarak başlayacak olursak, “Basit olarak, insanların sosyal, ekonomik, siyasi, çevresel nedenlerle bir yerleşim yerinden başka bir yere kalıcı ya da geçici olarak yer değiştirmesidir” diyebiliriz. Ülke içinde veya ülke dışına olabilen bu yer değiştirme bazen gönüllü bazen de zorunlu olur. Gönüllü göç, kişinin kendi isteğiyle, örneğin iş değiştirmek amacıyla yaptığı yer değiştirmedir. Zorunlu …

Ege’de Bir Karye Pazarı

Urla ile ilgili yıllar önce yazdığım ilk yazımı okuyan bir yakınım,  “Urla’yı bu kadar da güzel yazma, özenip gelmesinler, çok kalabalıklaşmasın” demişti. Bu sözlerin üzerinden on beş yıl geçmiş. Ancak onun söylediklerinden mi etkilenmiştim bilmiyorum, son zamanlarda yılın altı ayı Urla İskelesi’nde yaşamamıza rağmen, İskele’de arkadaşlarımıza ait bir mekânı anlattığım özel bir yazı dışında, o ilk yazının …

Ve Eylül…

En sevdiğim aylardan biridir… Doğduğum ay olmasının bunda etkisi var mıdır bilmem Diğeri ise mayıs… İlkbaharın son ayı olan mayıs, bir uyanış, bir yeniden doğuştur. Yazın da habercisidir. Sonbaharın ilk ayı olan eylül ise yeniden uykuya dalıştır sanki. Kışın gelmekte olduğunu haber verir. Eski insanlar sonbahara “hazan” derler. Hazan denilerek hüzün ile özdeşleştirilmiştir. Nedeni günlerin …

Fuar Zamanı

“Fuar Zamanı” geçmişte İzmir için büyük önem taşıyan bir ifade. Bu ifadenin altı o kadar doludur ki; pek çoğumuzun o günler için söyleyeceği sözler bir iki kelimenin çok ötesine geçer. Aslında fuarı anlatabilmek o kadar da kolay değildir. Yaşamak ve hissetmek gerekir… Benim çocukluğumda fuar, 20 Ağustos’ta açılıp, 20 Eylül’de kapanırdı. Uzun ve yağmurlu kış …

Bir Zamanlar İzmir’de Tramvaylar ve Troleybüsler

Tramvaylar, İzmir’in caddelerinde ilk kez 1 Nisan 1880 yılında görüldü. İlk açılan hat ise Konak ile Alsancak arasındaki Rıhtım Hattı’ydı. 19. yüzyıl sonlarına doğru Göztepe yönünde yerleşim başlayınca dönemin valisi Mithat Paşa, Konak'tan Göztepe’ye ulaşımı sağlayacak yolun önemli bir bölümünü açtırmıştı. Tramvaylar ise bu yöne doğru 1883 yılında ikinci hat olarak çalışmaya başladı. Daha sonra …

Trapezi /Τραπέζι

O zamanlar bana devasa gibi görünen babaannemlerin küçücük bahçesinde üç ayaklı çivit mavi renge boyanmış bir masa vardı… Dedem masadan söz ederken trapezi derdi de biz neden öyle dediğini hiç sormamış, masa aklımızda bu isimle kalmıştı. İlerleyen yıllarda ise masanın üç ayağı olduğu için ve “İngilizcede de three üç demek olduğu için böyle diyorlar herhalde,” …

Güneş En Son Oradan Batar

Sarışın mavi gözlü, yaman bir delikanlıdır Ege… İlk ismi Arhipelagustur. Çapkınlığı ile ünlü tanrılar arasındadır. 3.000’e yakın çocuğu olduğu söylenir. Bazılarını ada, bazılarını adacıklar haline getirerek vücudunun her yerine ben şeklinde serpmiştir. Fakat sonunda bütün çapkınlar gibi gönlünü esmer güzel bir bakireye kaptırır. Karadeniz’dir kızın adı… Aşkını zephyrus rüzgârı ile yollar Karadeniz’e. Karadeniz de ilgisiz …

Tarihten kültüre, kültürden doğaya Aegina Adası

Aslında oraya gitmeden önce de her zamanki gibi gezgin notlarını okumuştum. Güzel anlatıyorlardı ama çok da fazla bir beklentim oluşmamıştı. Pek çok Yunan adasını gördüğüm için onlara benzer bir ada ile karşılaşacağımı düşünüyordum. Pire Limanı’ndan bindiğimiz feribot bir saat yirmi beş dakikada Yunanistan’ın Saronik Körfezi’ndeki adalardan biri olan Aegina’ya vardığında öğle saatleriydi. Feribottan inip, otelimizi …

Faunası Florasıyla Efes Selçuk

Bir zamanlar güzeller güzeli bir prenses gemisiyle Akdeniz üzerinden Kuzey Afrika’ya doğru giderken, Kıbrıs yakınlarına geldiğinde gemide su bitmiş. Su temin etmek için yakınlarındaki bir adaya yanaşmaya karar vermişler. Adada dünyada kendisin daha güzel birinin var olduğuna tahammül edemeyen Aşk Tanrıçası Afrodit yaşamaktaymış. Adaya yaklaşmakta olan gemide güzel bir prensesin olduğunu öğrenen Afrodit, sevgilisi Adonis’in …

Bir Anadol Efsanesi

Çocukluğumuzda annemle babam sevineceğimizi düşündükleri güzel haberleri bize hemen söylemezler, sürpriz olmasını isterlerdi. Bunların en önemlilerinden biri ise ilk arabamızın alınışıydı. Zira hayatımızda önemli bir değişim yaratacak olan bu habere çok sevineceğimizi biliyorlardı. Aslında o gün sıradan bir gün gibiydi, ama sanki annemle babam biraz telaşlıydılar. Ancak okula yetişmeye çalışırken bunun üzerinde pek de durmamıştık. …

İzmir’de Kahvehane Kültürü

İzmir’in 16. yüzyılla birlikte ticari çekim merkezi haline gelmiş olması şehre sosyal ve kültürel açıdan çeşitlilik getirmiş, mevcut Türk, Rum, Ermeni ve Yahudi mahallelerine bir de Levantenlerin oturduğu Frenk Mahallesi eklenince tam anlamıyla bir mozaik şehir olmuştu. 19.yüzyıla gelindiğinde bu farklı etnik gruplar faaliyet gösterdikleri bölgelerde gruplanarak, kendi isimleriyle anılan mahallelerde yaşamaya başlamış, kültürel ve …