Kategori «Anlatı»

DÖRT FARKLI ADA, TEK BİR YOLCULUK: SARONİK DÖRTLÜSÜ

Atina denildiğinde çoğumuzun zihninde önce Akropolis belirir. Ardından Plaka’nın dar sokakları, Syntagma Meydanı’nın kalabalığı ve hiç dinmeyen şehir telaşı… Oysa bu hareketli başkentin hemen yanı başında, Saronik Körfezi’nin dingin sularında bambaşka bir dünya uzanır. Pire Limanı’ndan hareket eden feribotlara bindiğinizde, yalnızca kısa bir deniz yolculuğuyla dört farklı adaya ulaşabilirsiniz: Aegina, Poros, Spetses ve Hydra. Aynı körfezi paylaşmalarına rağmen her biri …

DAĞLARIN VE NEHİRLERİN HAFIZASI

Bu sabah Türkiye haritasına uzun uzun baktım.Bazen bir harita yalnızca bir görüntü değildir. Üzerindeki çizgiler, renkler ve yer isimleri sessiz gibi görünür ama dikkatle bakıldığında onların da anlatacak hikâyeleri olduğu hissedilir. İşte ben de öyle hissettim…Gözüm Anadolu’ya takıldı. Sonra Mezopotamya’ya…Ardından kendime sordum. Anadolu’yla Mezopotamya farklı mı?İlk bakışta ikisi de eski uygarlıkların yurtlarıydı. Binlerce yıllık geçmişe …

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SÖZLÜ ANLATILAR: EFSANE, RİVAYET, DESTAN

İnsanoğlu, varoluşundan itibaren yaşadıklarını anlamlandırmaya, gördüklerini anlatmaya ve hissettiklerini gelecek kuşaklara aktarmaya ihtiyaç duymuştur. Yazının olmadığı zamanlarda, korkularını, hayallerini, kahramanlıklarını ve inançlarını sözel olarak ifade etmişler, anlatılanlar zaman içinde toplumların ortak hafızasına dönüşmüş, böylece efsaneler, rivayetler ve destanlar doğmuştur. Ancak bunlar sadece geçmişin izlerini taşıyan anlatımlar değil, aynı zamanda toplumların ruhunu yansıtan aynalardır. İnsanların dünyaya …

KÜLTÜREL BELLEĞİN SESSİZ DİLİ

Giyim, toplumun ortak belleğini en sade bir biçimde ifade eden kültürel bir anlatımdır.  Kumaşlar, renkler, desenler, motifler ve bağlama şekilleri, geçmişten bugüne ulaşan yaşanmışlıkları, toplumsal hafızayı, güzellik ve estetik anlayışını sessizce dile getirir. Anadolu’nun giyim-kuşam geleneği, kuşaklar boyunca sürdürülerek günümüze kadar ulaşmıştır. Kadının giyimi ve süslenme şekli, yaşını, medeni durumunu, toplum içindeki konumunu ve yaşadığı …

GELENEĞİ KORUMAK MI, DEĞİŞİME AYAK UYDURMAK MI?

Geçenlerde yolda yürürken aklıma bu cümle takıldı. Ben, bir yandan geleneklerin ve kültürel değerlerin korunarak geleceğe aktarılması konusunu çok önemserken diğer taraftan yaşadığımız zamanın bizlere sağladığı imkânlardan faydalanmanın, başka bir deyişle çağa ayak uydurmanın gerekli olduğu inancındayım. Çünkü her ikisi de tek başına yeterli değil. Asıl mesele ise dengeyi kurabilmek… Toplumlar tarih boyunca şu iki …

BAYRAM MI DEDİNİZ?

BAYRAM MI DEDİNİZ? Bayramın anlamını hepimiz biliyoruz elbette… Ancak günümüzde pek çok şey gibi bayramların da anlamını yitirdiği şu günlerde belleğimizdeki eski bayramları hatırlamak belki hepimize iyi gelecektir… Zira ben, son zamanlarda bayram yaklaşırken eskisi gibi coşku hissetmediğimi fark edince, geriye dönüp çocukluğumdaki bayramların hayalini kurdum. Bu arada aklıma bazı sorular geldi. Cevaplarını da yine …

GÖÇ VE TÜRKAN BEBEK ÜZERİNE

GÖÇ kavramını tanımlayarak başlayacak olursak;“Basit olarak, insanların sosyal, ekonomik, siyasi, çevresel nedenlerle bir yerleşim yerinden başka bir yere kalıcı ya da geçici olarak yer değiştirmesidir,” diyebiliriz.Ülke içinde veya ülke dışına olabilen bu yer değiştirme bazen gönüllü bazen de zorunlu olur. Gönüllü göç; kişinin kendi isteğiyle, örneğin iş değiştirmek amacıyla yaptığı yer değiştirmedir. Zorunlu göç ise; …

Ve Eylül…

En sevdiğim aylardan biridir… Doğduğum ay olmasının bunda etkisi var mıdır bilmem Diğeri ise mayıs… İlkbaharın son ayı olan mayıs, bir uyanış, bir yeniden doğuştur. Yazın da habercisidir. Sonbaharın ilk ayı olan eylül ise yeniden uykuya dalıştır sanki. Kışın gelmekte olduğunu haber verir. Eski insanlar sonbahara “hazan” derler. Hazan denilerek hüzün ile özdeşleştirilmiştir. Nedeni günlerin …

Bir Zamanlar İzmir’de Tramvaylar ve Troleybüsler

Tramvaylar, İzmir’in caddelerinde ilk kez 1 Nisan 1880 yılında görüldü. İlk açılan hat ise Konak ile Alsancak arasındaki Rıhtım Hattı’ydı. 19. yüzyıl sonlarına doğru Göztepe yönünde yerleşim başlayınca dönemin valisi Mithat Paşa, Konak'tan Göztepe’ye ulaşımı sağlayacak yolun önemli bir bölümünü açtırmıştı. Tramvaylar ise bu yöne doğru 1883 yılında ikinci hat olarak çalışmaya başladı. Daha sonra …

Faunası Florasıyla Efes Selçuk

Bir zamanlar güzeller güzeli bir prenses gemisiyle Akdeniz üzerinden Kuzey Afrika’ya doğru giderken, Kıbrıs yakınlarına geldiğinde gemide su bitmiş. Su temin etmek için yakınlarındaki bir adaya yanaşmaya karar vermişler. Adada dünyada kendisin daha güzel birinin var olduğuna tahammül edemeyen Aşk Tanrıçası Afrodit yaşamaktaymış. Adaya yaklaşmakta olan gemide güzel bir prensesin olduğunu öğrenen Afrodit, sevgilisi Adonis’in …

Ege’de Kutlanan Çok Renkli Bir Bayram – Dana Bayramı

Afrika kökenli Türklerin Anadolu’daki varlıkları Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar uzanır. Bunun en önemli kanıtı ise İstanbul’un fethini tasvir eden bir tabloda önde duran askerlerden birinin Afrika kökenli bir cengaver olmasıdır. İşte bu tablo, Osmanlı Dönemi’nde Türkleşen, Afrika kökenli halkın Anadolu’daki geçmişinin ne kadar eskiye dayandığının bir işaretidir… Aslında Osmanlı topraklarında yerleşik duruma gelmelerinin ilk …

BİR EĞİTİM EFSANESİ – KÖY ENSTİTÜLERİ

Onlar, köy çocuklarıydı. Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda. Kavrulmuş ekinler gibiydiler. Geldiler, yalın ayakları ve yırtık mintanlarıyla geldiler, Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye. Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış ve unutulmuştular bin yıldır. Ferhat oldular, yardılar İdris dağını. Gürül gürül akıttılar suyunu, Hasanoğlan’a. Köroğlu oldular, kafa tuttular Bolu beylerine. Yıktılar saltanatını ağaların. Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken. Mozart’ı, Beethoven’i çaldılar dağ …

ÇOCUKLUĞUM VE MASALLAR

Bizim nesil büyükanne masallarıyla büyüdü… Öyle ki, hayatın o masalların içinde olduğunu bilmeden… Her defasında yeni bir masalı nasıl üretecekti ki çoğu bulunduğu şehirden belki de mahalleden bile dışarı çıkmamış olan büyüklerimiz?.. “Babaanne masal anlatsanaaaa” diye başlardı ritüel… “Anaaa, kız, ne bu artık? Daha yeni anlattım, biraz ara verelim. Siz de masala doyamadınız” diye devam …

ÇEVRİMDIŞI BİR HAYAT

Eskiden okullarımız uzun yaz tatiline girdiğinde şimdiki gibi vaktimizi geçirecek çok fazla bir seçenek yoktu. Akşamüstü sokağa çıkış saatine kadar ablalarımla ya da arkadaşlarımla evde oyun oynar, sohbet eder, kitap okur, elişi yapar, temmuz ayında gideceğimiz yirmi günlük kamp süresi dışında tatilimizi bu şekilde geçirirdik. Annemiz bize her yıl bir elişi öğretirdi. Bir sene kanaviçe, …

BİR BAHAR BAYRAMI – HIDIRELLEZ

Çocukluğumuzun özlemle beklenenidir… Çünkü Hıdırellez demek ateşten atlamak demek, ateşten atlamak demek gündüzden çalı çırpı toplamak, arkadaşlarınla sözleşip, akşam sokağa çıkmak, mahallenin ortasında kocaman bir ateş yakmak ve bütün bir gece boyunca defalarca üstünden atlayıp, sayısız dilek tutmak, şarkılar söylemek, oyunlar oynamak, kısacası büyük bir eğlence, şenlik demektir… Mayıs ayının 5’inci gecesini 6’ıncı gününe bağlayan …