Kategori «Anlatı»

KÜLTÜREL BELLEĞİN SESSİZ DİLİ

Giyim, toplumun ortak belleğini en sade bir biçimde ifade eden kültürel bir anlatımdır.  Kumaşlar, renkler, desenler, motifler ve bağlama şekilleri, geçmişten bugüne ulaşan yaşanmışlıkları, toplumsal hafızayı, güzellik ve estetik anlayışını sessizce dile getirir. Anadolu’nun giyim-kuşam geleneği, kuşaklar boyunca sürdürülerek günümüze kadar ulaşmıştır. Kadının giyimi ve süslenme şekli, yaşını, medeni durumunu, toplum içindeki konumunu ve yaşadığı …

GELENEĞİ KORUMAK MI, DEĞİŞİME AYAK UYDURMAK MI?

Geçenlerde yolda yürürken aklıma bu cümle takıldı. Ben, bir yandan geleneklerin ve kültürel değerlerin korunarak geleceğe aktarılması konusunu çok önemserken diğer taraftan yaşadığımız zamanın bizlere sağladığı imkânlardan faydalanmanın, başka bir deyişle çağa ayak uydurmanın gerekli olduğu inancındayım. Çünkü her ikisi de tek başına yeterli değil. Asıl mesele ise dengeyi kurabilmek… Toplumlar tarih boyunca şu iki …

Göç ve Türkan Bebek üzerine

“Göç” kavramını tanımlayarak başlayacak olursak, “Basit olarak, insanların sosyal, ekonomik, siyasi, çevresel nedenlerle bir yerleşim yerinden başka bir yere kalıcı ya da geçici olarak yer değiştirmesidir” diyebiliriz. Ülke içinde veya ülke dışına olabilen bu yer değiştirme bazen gönüllü bazen de zorunlu olur. Gönüllü göç, kişinin kendi isteğiyle, örneğin iş değiştirmek amacıyla yaptığı yer değiştirmedir. Zorunlu …

Ve Eylül…

En sevdiğim aylardan biridir… Doğduğum ay olmasının bunda etkisi var mıdır bilmem Diğeri ise mayıs… İlkbaharın son ayı olan mayıs, bir uyanış, bir yeniden doğuştur. Yazın da habercisidir. Sonbaharın ilk ayı olan eylül ise yeniden uykuya dalıştır sanki. Kışın gelmekte olduğunu haber verir. Eski insanlar sonbahara “hazan” derler. Hazan denilerek hüzün ile özdeşleştirilmiştir. Nedeni günlerin …

Bir Zamanlar İzmir’de Tramvaylar ve Troleybüsler

Tramvaylar, İzmir’in caddelerinde ilk kez 1 Nisan 1880 yılında görüldü. İlk açılan hat ise Konak ile Alsancak arasındaki Rıhtım Hattı’ydı. 19. yüzyıl sonlarına doğru Göztepe yönünde yerleşim başlayınca dönemin valisi Mithat Paşa, Konak'tan Göztepe’ye ulaşımı sağlayacak yolun önemli bir bölümünü açtırmıştı. Tramvaylar ise bu yöne doğru 1883 yılında ikinci hat olarak çalışmaya başladı. Daha sonra …

Faunası Florasıyla Efes Selçuk

Bir zamanlar güzeller güzeli bir prenses gemisiyle Akdeniz üzerinden Kuzey Afrika’ya doğru giderken, Kıbrıs yakınlarına geldiğinde gemide su bitmiş. Su temin etmek için yakınlarındaki bir adaya yanaşmaya karar vermişler. Adada dünyada kendisin daha güzel birinin var olduğuna tahammül edemeyen Aşk Tanrıçası Afrodit yaşamaktaymış. Adaya yaklaşmakta olan gemide güzel bir prensesin olduğunu öğrenen Afrodit, sevgilisi Adonis’in …

Ege’de Kutlanan Çok Renkli Bir Bayram – Dana Bayramı

Afrika kökenli Türklerin Anadolu’daki varlıkları Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar uzanır. Bunun en önemli kanıtı ise İstanbul’un fethini tasvir eden bir tabloda önde duran askerlerden birinin Afrika kökenli bir cengaver olmasıdır. İşte bu tablo, Osmanlı Dönemi’nde Türkleşen, Afrika kökenli halkın Anadolu’daki geçmişinin ne kadar eskiye dayandığının bir işaretidir… Aslında Osmanlı topraklarında yerleşik duruma gelmelerinin ilk …

BİR EĞİTİM EFSANESİ – KÖY ENSTİTÜLERİ

Onlar, köy çocuklarıydı. Kurumuş çalılar gibiydiler bozkırda. Kavrulmuş ekinler gibiydiler. Geldiler, yalın ayakları ve yırtık mintanlarıyla geldiler, Gönen’e, Aksu’ya, Kepirtepe’ye. Ezilmiş, sömürülmüş, horlanmış ve unutulmuştular bin yıldır. Ferhat oldular, yardılar İdris dağını. Gürül gürül akıttılar suyunu, Hasanoğlan’a. Köroğlu oldular, kafa tuttular Bolu beylerine. Yıktılar saltanatını ağaların. Tolstoy’u Balzac’ı okudular koyun güderken. Mozart’ı, Beethoven’i çaldılar dağ …

ÇOCUKLUĞUM VE MASALLAR

Bizim nesil büyükanne masallarıyla büyüdü… Öyle ki, hayatın o masalların içinde olduğunu bilmeden… Her defasında yeni bir masalı nasıl üretecekti ki çoğu bulunduğu şehirden belki de mahalleden bile dışarı çıkmamış olan büyüklerimiz?.. “Babaanne masal anlatsanaaaa” diye başlardı ritüel… “Anaaa, kız, ne bu artık? Daha yeni anlattım, biraz ara verelim. Siz de masala doyamadınız” diye devam …

ÇEVRİMDIŞI BİR HAYAT

Eskiden okullarımız uzun yaz tatiline girdiğinde şimdiki gibi vaktimizi geçirecek çok fazla bir seçenek yoktu. Akşamüstü sokağa çıkış saatine kadar ablalarımla ya da arkadaşlarımla evde oyun oynar, sohbet eder, kitap okur, elişi yapar, temmuz ayında gideceğimiz yirmi günlük kamp süresi dışında tatilimizi bu şekilde geçirirdik. Annemiz bize her yıl bir elişi öğretirdi. Bir sene kanaviçe, …

BİR BAHAR BAYRAMI – HIDIRELLEZ

Çocukluğumuzun özlemle beklenenidir… Çünkü Hıdırellez demek ateşten atlamak demek, ateşten atlamak demek gündüzden çalı çırpı toplamak, arkadaşlarınla sözleşip, akşam sokağa çıkmak, mahallenin ortasında kocaman bir ateş yakmak ve bütün bir gece boyunca defalarca üstünden atlayıp, sayısız dilek tutmak, şarkılar söylemek, oyunlar oynamak, kısacası büyük bir eğlence, şenlik demektir… Mayıs ayının 5’inci gecesini 6’ıncı gününe bağlayan …

MAYISI BEKLERKEN

Mayıs… Ayların en güzelidir… Zira mayıs, bir uyanıştır, bir mucizedir… Bir bayram, bir kutlama, hatta festival… Dahası bir oluş, bir yeniden doğuştur… Kuşlar, böcekler, papatya, gelincik, çayır, çimen, ağaç, çiçek, mimoza, zakkum uyanır. Mayıs demek; erguvan çiçeği demek, erguvan çiçeği ıhlamur, ıhlamur ise bahardır… Beklenendir… Böylesine güzel özellikleri ile mayıs, insanlara çoğunlukla mutluluk getirse de …

BİR ŞİFA ŞENLİĞİ

Manisa’nın yüzyıllar boyunca sürdürülen Mesir Macunu Şenlikleri Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar uzanan bir şifa etkinliği… Rivayete göre, Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Ayşe Hafsa Sultan ağır bir hastalığa yakalanır. Kendisi tarafından yaptırılan Sultan Camii ve Külliyesi’nde o dönem görevli olan ünlü hekim Merkez Efendi, (Musa bin Muslihiddin bin Kılıç) Sultan’ın hastalığının tedavisi …

YÜZ İKİNCİ YILINDA MÜBADELE

Onlar sandalyelerinde, koltuklarında ya da divanlarında hiç arkalarına yaslanmadılar. Hep sandalyenin, koltuğun ya da divanın ucunda oturdular.” Birkaç gün evvel ailesi Girit’ten İzmir’e göç ettirilmiş bir arkadaşımla konuşurken söylediği bir cümle beni o kadar etkiledi ki, yazıma bu cümlelerle başlamak istedim. Sözünü ettiği kişiler anne, baba, büyükanne ve büyükbabasıydı… Neden arkalarına yaslanmamışlardı? Çünkü hep geldikleri …

Bir Göç Hikâyesinden Türküye…

Sevgili Yılmaz Demirtaş ile “Hikayeleriyle Anadolu’nun Türküleri” projemizin Ege Üniversitesi Etnoğrafya Müzesi’nde ilk sunumuna başlarken “Yılmaz, türkü nedir?” diye sormuştum. O da bana, “Hayattır” diye cevap vermişti. Sonra şöyle devam etmiştik: “Peki hayat nedir?” “Hayat her şeydir.” “O halde hayat ile türkü aynı şey midir?” “Türkü aşktır, sevdadır, ayrılıktır, kavuşmadır, derttir, dermandır, gurbettir, özlemdir, yaşamaktır, …