Bir Anıt Köy – Cumalıkızık

Bir Anıt Köy – Cumalıkızık

“Oğuz boylarından Kızıklar, Tokat civarında yaşarken, Bursa’da Karakeçili aşiretinin bulunduğu bölgeye gelerek, Ertuğrul Gazi’den yerleşmek için bir yer isterler. Karakeçili aşireti, Kızıkların bu isteğinden rahatsız olur. Bunun üzerine Ertuğrul Gazi, Kızıklar ile Karakeçililer arasında oluşabilecek düşmanlığa engel olmak için Kızıklar’a, Keşiş Dağı’nın (Uludağ) yamacında bir yer gösterir.

İki Oğuz boyu arasında dostluk kurulması için de, Kızık boyu beyinin 7 oğlunu Karakeçili aşiretinden kızlarla evlendirir. Kızık beyinin oğullarından Cumali Bey ve ailesi Cumalıkızık’ta, Fethi Bey Fethiyekızık’ta, Hamlı Bey Hamalıkızık’ta, Dal Bey Dallıkızık’ta, Bayındır Bey Bayındırkızık’ta, diğer iki oğlu da Derekızık ile Değirmenlikızık da yerleşirler.”

Keşiş dağı etekleri ile vadiler arasına Kızıklar’ın yerleşmesi nedeniyle olsa gerek ki; oralarda kurulmuş bütün köylere “Kızık” denilmiş.

Bir başka rivayete göre, diğer Kızık köylerindeki köylülerin cuma namazı için toplandığı yer olan bu köye  “Cumalıkızık” adı verilmiş.

Osman Bey’in kurulduğu günün cuma günü olması sebebiyle bu köye “Cumalıkızık” adını verdiği ise bir başka söylence…

Bursa’nın şipşirin ve rengarenk köylerinden biri olan Cumalıkızık, narenciye, incir ve kestane ve ceviz ağaçları ile çevrili, bol oksijenli, Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinin görülebileceği, 700 yıllık bir köy…

Bursa’nın doğusunda, Ankara yolu üzerindeki Cumalıkızık köyü, sahip olduğu değerler açısından aynı zamanda “UNESCO DÜNYA MİRASI LİSTESİ”nde yer alıyor.

Bir zamanlar “Kınalı Kar“dizisinin çekimlerinin yapılması ile de ünlenen köyde, köy halkı dizi çekimlerinden sonra gelen ziyaretçilere bir yandan yöresel ürünlerini sunarken, zaman içinde gözlemeciler, kahvaltıcılar, hediyelik eşya dükkanları da açılmış. Köy evlerinde verilen kahvaltılarda gözlemeler, ev yapımı reçeller, köy peynirleri, tereyağı ve yeşillikler süslemiş sofraları.

Genelde üç katlı, moloz taş, ağaç ve kerpiçten yapılmış, pencereleri kafesli veya cumbalı, yüzyıllık evler, çınar ağaçlarının gölgesindeki köy kahvelerinin süslediği kaldırımsız, taş döşeli, daracık, Cumalıkızık sokaklarında dolaşırken kendinizi bir zaman tünelinde gibi hissediyorsunuz.

Köyün sokakları o kadar dar ki; hatta iki kişinin yan yana yürümesinin mümkün olamayacağı darlıkta sokaklar bile var. “Cinci çıkmazı” adı verilen geçit için dünyanın en dar sokağı diyenler bile var. Cumalıkızık’ın daracık sokaklarında gezerken, aklıma Prag’da darlığı nedeniyle, iki başına trafik ışıkları konulmuş olan sokak geliveriyor . Yassı taş döşemeli dar sokakların orta kısımları, yağışlı günlerde suyun akıp gitmesi için hafif çukur bir kanal haline sokulmuş.

Tarihi dokusunu kaybetmeden yaşayan köydeki evlerin bazıları restore edilerek, dükkan, kafe ve restoran olarak hizmet vermeye başlamış.

Küçücük  tezgahlar, minyatür dükkanlar ve köy pazarı gibi bir yer var köyün hemen girişinde. Ev yapımı reçeller, sebze, meyve,  domates ve biber salçası, peynir çeşitleri, ev baklavası, erişte, köye özgün ekşi mayalı, odun ateşinde pişen köy ekmeği, cevizli ekmek, patlıcanlı, cevizli salçalar, ısırganlı köy tarhanası, silor, (mantı) kurutulmuş meyveler ve daha neler neler…

Köyün kadınlarının ördüğü rengarenk patikler, çoraplar, yemeniler, şallar, yöresel eşyalar ve takılar tezgahları süslüyor.

Geleneksel köy yerleşimlerindeki, cami, köy kahvesi ve ulu çınar üçlemesi ile  oluşan meydanında, köy halkı tarafından bağışlanmış, köyün 700 yıllık geçmişini anlatan bir müze (Cumalıkızık Etnografya Müzesi) var. Köyün tarih boyunca yaşam tarzını, kültürünü, örf ve adetini müzede görmek mümkün.

Ayrıca Osmanlı Devleti’nin 2. padişahı Orhan Bey’in köye verdiği bir berat da yine müzede sergileniyor. Bahçesinde at arabaları, dibek taşı, yalak, üzüm çiğneme teknesi gibi nesneler, müzenin içinde mutfak eşyaları, aydınlatma ve ısınma araçları, av malzemeleri, tarım aletleri, silahlar, av malzemeleri, binek ve taşıma araçları, Keşiş dağında bir zamanlar sürüler halinde yaşayan geyiklerden kalma dev geyik boynuzu, semerler var.

Köy meydanında tescili yapılmış iki anıtsal çınar karşılıyor gelenleri. Köyün camisi, caminin yanındaki Zekiye Hatun Çeşmesi ve tek kubbeli hamamı Osmanlı devrinden kalma. Köyde, Bizans devrinden kalma bir de kilise kalıntısı var.

Diğer Kızık köylerinin tarihi dokularını kaybetmelerine rağmen, sadece Cumalıkızk köyünün korumasının nedeni; Kurtuluş savaşı döneminde Cumalıkızık Köylülerinin Yunan ordusuna karşı direnmesi olduğu da söylenceler arasında…

Köyün tarihsel dokusu ve yapıları, 1980’de Anıtlar Yüksek Kurulu kararı ile koruma altına alınarak her türlü yapılaşma izne bağlanmış. Ertesi yıl “Kentsel ve Doğal Sit Alanı” olarak ilan edilerek, 250’yi aşkın ev, taş döşeli dar sokaklar koruma altına alınmış.

Cumalıkızık halkının, başlıca geçim kaynağı olan tarımsal üretimin en önemli ürünleri kestane, üzüm, böğürtlen, kiraz ve ahududu. Ahududu köyün simgesi haline gelmiş ve her yıl haziran ayında şenliği yapılıyor. Kestaneli tarhana çorbası ve mafiş tatlısı en önemli yiyeceklerinden.

Kısacık bir zaman diliminde ziyaret ettiğimiz Cumalıkızık için söylenecek belki daha pek çok söz var. Ancak bu defa bu kadarını yazabildim. Belki bir sonraki gidişimde şimdi söylemediklerimi de söyleyecek kadar kalabilirim. Hatta belki siz benden önce gidersiniz de ben sizin söylediklerinizi dinlerim…

This Post Has 65 Comments

Yoruma kapalı.

KAPAT