Bir Demiryolu Hikayesi

Bir Demiryolu Hikayesi

Demiryolu bazen bizi sevdiklerimize kavuştururken, kimi zaman da ayırır. İstasyonlardır kavuşmaların da ayrılmaların da şahidi her zaman…
19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun en hareketli beş ihracat ve ithalat limanından biri olan İzmir’de taşımacılığın temel unsuru deve kervanlarıydı. İzmir Limanı’na gelen gemilerden indirilen yükler önce depolara, oradan da hanlara hamallarla taşınır, daha sonra da develere yüklenerek, Batı Anadolu’nun iç kısımlarına sevk edilirdi. Buralarda yetiştirilen ürünler de yurtdışına ihraç edilmek üzere limana aynı yöntemlerle getirilirdi. Yük taşımacığında develer kullanılırken, yolcu taşımacığında da at ve eşek arabaları hizmet veriyordu.
Ancak Batı Anadolu havzalarında yetişen ürünler limana sevk edilirken başta zaman kaybı olmak üzere çeşitli güçlükler yaşanıyor, hava yağışlı olduğunda ise develerin su yataklarından geçmesi mümkün olmuyordu. Yolun uzunluğuna ve yükün cinsine göre ücret isteyen devecilerle pazarlık ise çok büyük bir problemdi. Bunun sonucu tarım ve ticaret olumsuz etkileniyor, gelişemiyordu.
Bu nedenle İzmir’in ticaret hayatını yöneten İngilizler 19. yüzyılın sonlarında Batı Anadolu’nun demiryolu ile İzmir’e bağlanması için çalışmalara başladılar. Ancak oldukça fazla sermaye gerektiren bu girişimi, durumu gittikçe kötüleşen Osmanlı Yönetimi’nin finanse etmesi mümkün görünmüyordu. Ticaretin ve kazancın artacağı inancıyla demiryolunu yapmakta kararlı olan tüccarlar İngiltere’den destek almaya karar verdiler. 5 yıl boyunca İngiltere’deki demiryolcularla yazıştılar ve sonunda İzmir – Aydın Demiryolu’nun yapımı için sermayeyi getirmeyi başardılar.
1856 yılının eylül ayında demiryolunun yapımını üstlenecek şirketi kurma imtiyazı bir İngiliz şirketler grubuna verildi. Ancak bir yıl sonra başka bir gruba satıldı. Bunlar da yeni bir şirket kurarak adını “İzmir’den Aydın’a Osmanlı Demiryolu Şirketi” koydular.
Bu grup ilk planları kabul etmeyerek, inceleme için Londra’dan İzmir’e 3 mühendis gönderdi. (Bu mühendislerden biri daha sonra Efes’te kazılar yapacak olan J.T.Wood idi.) İncelemeleri sonunda yaptıkları yeni planda demiryolu üç bölümden oluşuyordu. Birincisi İzmir Selâtin Dağı arasındaki bölüm, ikincisi Selâtin Dağı’nda açılacak tünel ve tünelden sonra Aydın’a kadar olan bölüm. Bu yol haritası günümüzdeki İzmir – Aydın Otoyolu ile büyük benzerlik gösteriyordu. Planları onaylayan Osmanlı Yönetimi inşaatın başlaması için gerekli izinleri verdi. 1857 yılının eylül ayında büyük bir tören ile o zamanlar adı Punta olan Alsancak Garı’nın önünde İzmir’i Aydın’a bağlayacak demiryolunun temeli atıldı.
Çalışmalar çok hızlı başladı. Ama süreç içerisinde karşılaşılan aksaklıklar nedeniyle yolun Torbalı’ya ulaşması 1860 yılının aralık ayını buldu. Bu önemli bir tarihi olaydı. Anadolu topraklarında ilk trenler bu tarihten itibaren bu hat üzerinde seferler yapmaya başladılar. Ancak Torbalı’nın tarım ürünleri İzmir’e trenle taşınmaya başlayınca, deveciler isyan etti. 1861 yılının kasım ayında ise Kozpınar İstasyonu açılınca İzmir’de büyük olaylar oldu. Zira Kozpınar, Aydın dağlarını aşarak gelen deve kervanlarının konakladığı pınarın başıydı. İstasyon açılınca işsiz kalacaklarını düşünen deveciler, hayvanlarını İzmir – Aydın yolunda tek sıra dizerek, eylem yaptılar. Uzun görüşmeler sonunda orta yol bulundu. Ürünler Kozpınar’a kadar develer ile gelecek, trene oradan yüklenecekti.
İzmir – Kozpınar arasındaki hat açılmış, taşımacılık da başlamıştı ama yol üstündeki sarp kayalıklar tünellerin açılmasına izin vermiyor, Selâtin bir türlü aşılamıyordu. Defalarca denediler ve sonunda planda değişiklik yapmaya karar verdiler. Mühendislerin ilk planlarında demiryolu hattı Selçuk’tan (O zamanki adıyla Ayasuluğ) geçmiyordu. Tüneller açılamayınca yolun mecburen “Selçuk’a kaydırılacağı” konusunda söylentiler yayılmaya başladı. Bunu duyan Selçuk halkı çok sevindi. Zira demiryolunun buradan geçmesi ovadaki arazilerin değerleneceği anlamına geliyordu. Zaman alan deve taşımacılığından da büyük ölçüde kurtulmuş olacaklardı. İnciri, üzümü, pamuğu, zeytini daha kısa zamanda İzmir’e ulaştırırken, kendileri de demirden yapılmış yolda ilerleyen, adına vagon denilen kutu gibi şeylere binip, daha hızlı bir şekilde İzmir’e gelip gidebileceklerdi. Kozpınar ile Selçuk arası 11 kilometrelik düz bir arazi olmasına rağmen yolun döşenmesi 11 ay sürdü. Demiryolu 1862’nin eylül ayında Selçuk’a ulaştı. Şehrin sembolü olmuş su kemerlerinin altına bir istasyon binası inşa edildi. Burası Punta (Alsancak) Garı’ndan sonra yapılan en büyük istasyon oldu…
İstasyonun ardından İzmir’deki Grand Hotel Huck otelinin işletmecisi Huck Ailesi, Selçuk’ta da bir otel yaptılar. O günden sonra demiryolu ile şehre gelen pek çok ziyaretçi bu otelde konakladı…
Aydın’a doğru devam eden demiryolunun Selçuk’tan sonra varılan ilk istasyonu ise Aziziye (*) yani bugünkü adıyla Çamlık oldu…
Yolun içinden geçmesi ile önem kazanmış, adı tren istasyonu ile özdeşleşmiş bir köy. Zeytinin, incirin, pamuğun, üzümün diyarı. Ama daha da çok İzmir – Aydın yolu üzerindeki önemli bir kavşak, bir mola yeri…
Demiryolu yapımını üstlenen İngiliz Şirketi’nin mühendisleri köye yerleşerek, kendilerine burada bir köşk inşa etmişler, at gezintileri için belirli aralıklarla çam ağaçları dikmişler. Bu nedenle Aziziye adı bir süre sonra Çamlık’a dönüşmüş. Bu gün İzmir’de yaz aylarında sıcaklar yaşanırken, yüz yaşını aşmış çamların altı ise son derece serin oluyor.
1991 yılında “Buharlı Lokomotif Açık Hava Müzesi”nin açılmasıyla ünlenmeye başlamış. Müzede Alman, İngiliz, Fransız, Amerikan, İsveç ve Çekoslovak yapımı, tarihe tanıklık etmiş, buharlı lokomotifler sergileniyor.
Atatürk’ün yurt genelinde tren ile yaptığı pek çok seyahatinde kullandığı, 1926 yılında Almanya’da özel olarak üretilmiş, pek çok kez aslına uygun olarak kez restore edilmiş olan vagon da burada. Bunların yanı sıra vinçler, su pompaları, yakıt taşıma tankı, açık ve kapalı yolcu vagonu, su cenderesi, lokomotif tamir atölyesi, 1850 yılından kalma bir tuvalet ve 900 metre uzunluğunda eski bir tünel de yer alıyor. Atatürk’ün tren yolculuklarında çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı küçük bir de fotoğraf sergisi…
Ulu Önder Atatürk Söke ve Kuşadası’nda gerçekleştirilen Ege Manevraları’nı izlemek için İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Celal Bayar ile birlikte 1937 yılının ekim ayında bu bölgeye gelmiş. Heyet, gece Çamlık’taki tarihi bir evde konaklamış. Ertesi gün yine trenle Çamlık – Selçuk üzerinden İzmir’e ve oradan da Ankara’ya yola çıkmışlar.
Çamlık, 1970 yılında bir filme de dekor olmuş. Başrollerinde Tony Curtis, Charles Bronson, Michele Mercier, Fikret Hakan ve Salih Güney’in oynadığı “Paralı Askerler” filmi Çamlık Tren İstasyonu çevresinde çekilmiş. Çekimler yapılırken, filmin vagon ve lokomotiflerini hazırlayan demiryolcular film gösterimini merakla beklemişler. Ancak film Türkiye’de 2015 yılında izlenebilmiş.
Müzenin işletmeciliği özel bir şirket tarafından yapılıyor. Başında da Burçin Büyükönal isimli çok başarılı bir kadın var. Farklı konseptlerde 5 ayrı salonda Anadolu’nun yöresel lezzetleri yanında dünya mutfaklarına da hitap eden Aziziye Restoran’ı ile de dünyanın pek çok ülkesinden gelen misafirleri ağırlayarak Efes Selçuk’un turizmine önemli bir katkıda bulunuyor. Lokomotif müzesinin çiçeklerle bezenmiş renk cümbüşlü bahçesi ise misafirlerin gün boyu vakit geçirebileceği çok şık bir mekan…
Üzücü olan ise bu kadar uzaklardan gelenler buraların tadını çıkarıyor da; İzmir’in yanı başındaki bu çok özel müzeyi o kadar az kişi biliyor ki…
Tarih boyunca bu kadar önemli olaya ev sahipliği yapmış Çamlık Köyü’nün kenarından geçerken, yemyeşil doğası, korumaya alınması gereken eski yapıları ve mütevazı duruşu ile yolun kenarından size seslenişini duyarsanız şaşırmayın. Çünkü yaşamını sürdürebilmek için ilgi ve sevgiye o kadar ihtiyacı var ki…
Çamlık, Selçuk – Aydın yolunun 9. kilometresinde. İzmir Basmane’den Denizli treni ile gelebileceğiz gibi, Efes Selçuk’tan kalkan dolmuşlara binerek de ulaşabilirsiniz.
(*) Osmanlı Dönemi’nde bazı yerleşim yerlerine Padişah isimlerine dayanarak adlar verilirdi. Bu nedenle bu köye de dönemin Padişahı Abdülaziz’e saygı belirtisi olarak Aziziye denmiştir.
Kaynaklar:
1) Atilla N., İzmir Demiryolları , İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı, İzmir 2003
2) Kadaifçioğlu, A.S., Köy Köy Ege, Yakın Kitabevi, İzmir, 2018
3) Yeşil (Kadaifçioğlu), S., Ege’de Bir Tanrıça Şehri Selçuk / Aslında Efes, Heyamola Yayınları, İstanbul, 2019

KAPAT