Kategori «Hikaye»

Fuar Zamanı

“Fuar Zamanı” geçmişte İzmir için büyük önem taşıyan bir ifade. Bu ifadenin altı o kadar doludur ki; pek çoğumuzun o günler için söyleyeceği sözler bir iki kelimenin çok ötesine geçer. Aslında fuarı anlatabilmek o kadar da kolay değildir. Yaşamak ve hissetmek gerekir… Benim çocukluğumda fuar, 20 Ağustos’ta açılıp, 20 Eylül’de kapanırdı. Uzun ve yağmurlu kış …

Trapezi /Τραπέζι

O zamanlar bana devasa gibi görünen babaannemlerin küçücük bahçesinde üç ayaklı çivit mavi renge boyanmış bir masa vardı… Dedem masadan söz ederken trapezi derdi de biz neden öyle dediğini hiç sormamış, masa aklımızda bu isimle kalmıştı. İlerleyen yıllarda ise masanın üç ayağı olduğu için ve “İngilizcede de three üç demek olduğu için böyle diyorlar herhalde,” …

Bir Anadol Efsanesi

Çocukluğumuzda annemle babam sevineceğimizi düşündükleri güzel haberleri bize hemen söylemezler, sürpriz olmasını isterlerdi. Bunların en önemlilerinden biri ise ilk arabamızın alınışıydı. Zira hayatımızda önemli bir değişim yaratacak olan bu habere çok sevineceğimizi biliyorlardı. Aslında o gün sıradan bir gün gibiydi, ama sanki annemle babam biraz telaşlıydılar. Ancak okula yetişmeye çalışırken bunun üzerinde pek de durmamıştık. …

Sellukalar Sarsın İzmirimizi

zmir’in sarmaşığı Selluka hakkındaki “İzmir’in kaybolan kokusu” isimli ilk yazımı bundan tam on beş yıl önce o yıllarda çalıştığım Akdeniz Tekstil’in sahibi Sevgili Hamit Tatari ile bir sohbetimizden esinlenerek yazmıştım. “Sen selluka nedir bilir misin?” diye sormasıyla başlamıştı sohbetimiz, “Bilirim” deyince çok şaşırmış, “Nereden biliyorsun? Bu çiçek, uzun zamandır ortalarda yok” diye devam etmişti. Çok …

KIRMIZI KAZAĞIN ELLİ YILLIK YOLCULUĞU

Erzurum’dan yola çıkmışlardı. Heyecan ile gelmelerini bekliyorduk. İzmir’e ulaşmaları bir günden uzun sürdüğü için genellikle bir gece mola verirlerdi. Telefonla “Yola çıkıyoruz” haberini aldığımız andan itibaren anneme, “Ne zaman burada olurlar?” diye sormaya başlamıştım. Kış olduğu için de yollar karla kaplıydı. Bu defa gelmeleri daha da uzun sürebilirdi. Annemin heyecanı ise benimkinden farklıydı. “Sağ salim …

ETTEN DE TATLI MI OLURMUŞ?

Önümüzde yine bir bayram, yine telaşlı günler var… Aslında ben her ne kadar bir hayvanın kurban edildiği bu bayramı pek benimsemesem de özellikle çalışanlar için tatile gitmek ve dinlenmek için iyi bir fırsat olduğunu da çok iyi bilirim. Günümüzde kurban kesmek, büyüklere el öpmeye gitmek ya da misafir karşılamak oldukça zor geliyor artık… Bizim nesil …

BAYRAM MI DEDİNİZ?

BAYRAM MI DEDİNİZ? Bayramın anlamını hepimiz biliyoruz elbette… Ancak günümüzde pek çok şey gibi bayramların da anlamını yitirdiği şu günlerde belleğimizdeki eski bayramları hatırlamak belki hepimize iyi gelecektir… Zira ben, son zamanlarda bayram yaklaşırken eskisi gibi coşku hissetmediğimi fark edince, geriye dönüp çocukluğumdaki bayramların hayalini kurdum. Bu arada aklıma bazı sorular geldi. Cevaplarını da yine …

O Küçücük Odada Kocaman Bir Dünya Saklıydı

Sözünü ettiğim oda babaannemlerin Basmane’deki evlerinin bir odasıydı… Aslında sadece o odada değil, o evde çok büyük bir dünya ve anlatmakla bitmeyecek kadar çok hikâye vardı. Zaman zaman aklıma geldiklerinde, “Aaa bak bir ara bunu da yazayım” diye not aldığım onca olay, dinlediğim onca yaşanmışlık… Şimdilerde o kocaman dünyaya açılan demir kapısı başka dünyalara açılsa …

Leylekler mi gelmiş?

Leylekler Selçuk’la o kadar bütünleşmişlerdi ki onların olmadığı bir yaz düşünmek imkânsızdı. Sanki insanlar gibi konuşuyor gibiydiler… Şöyle anlatıyorlardı hikâyelerini; Yüzyılın başından beri bu topraklara geliriz. Büyüklerimizin anlattıklarını da dinleyerek büyüdüğümüz için sanki daha önceki dönemleri de gibiyiz. Biz baharın ve yazın gelişini müjdelemek için geldiğimizde Selçuk halkı da bizi coşkuyla karşılar. Selçuk’ta çiftleşiriz, bebeklerimiz …

Mart

Dünyanın pek çok yerinde özellikle kıştan bahara, sonbahardan kışa törenler ile geçilir. Kökeni çok eskilere dayanan ve günümüzde de hem ülkemizde hem de dünyada kutlanan bu törenlerden biri de “Mart Bozma”, “Mart Kırma”,gibi adlarla anılan yeni yıl törenidir. Halkın söylemiyle, “Eski Hesap”, “Ana Baba Hesabı” ya da “Çoban Hesabı”’na göre 1 Mart’ta yeni yıl kutlanır. …

Bir Kültür Mirası – Karambol Oyunu

Karambole gelmek, karambole düşmek, karambole getirmek, karambolde kalmak, karambole gitmek… Karambol kelimesi Türkçede daha çok karışıklık veya karmaşa anlamları ile biliniyor. Tabii çarpışma ya da birbirine çarpma gibi anlamlara sahip olduğunu da söylemek mümkün. Araştırırken sözlükte “Karışıklıktan yararlanarak birini aldatmak” gibi bir tanımlama ile de karşılaştım. Evet kelimenin dilimizde kullanılan anlamları bu şekilde. Kökeni ise …

Hoşgeldin Sonbahar

Bu başlık pek çok kişinin hoşuna gitmeyebilir. Zira genele bakacak olursak ilkbahar ve yaz daha çok sevilir. İlkbahar bir uyanış, bir yeniden doğuştur, yazın da habercisidir. Ama sonbahar yeniden uykuya dalışı haber verir sanki. Bu nedenle sonbaharın gelişine ilkbahar kadar sevinilmez… Eski insanlar sonbahara “hazan” derler. Hatta “güz” veya “bağbozumu” dur. Bu kadar adı olan …

Müştiyan’dan Şirince’ye bir mübadele hikayesi

Kavala’nın Müştiyan Köyü’nden anne babası, beş kardeşi, büyükanne ve dedeleri ile ayrılmak zorunda kaldıklarında Elif henüz 10 yaşındaymış. Civar köylerin halkları ile bir sandık eşya ile arabadan indikleri yerden limana doğru yürürlerken, ayağı kaldırıma takılıp, düşünce, oyuncaklarını ancak sığdırabildiği için iple bağladığı küçücük bavulunun ipi kopuvermiş. Oyuncakları yere dağılınca, Elif ağlamaya başlamış. Gemiye bir an …

O bütün ağaçların ilki değil mi?

“Olea prima omnium arborum est” Adı “ölmez ağacı”dır… Zira ölümsüzlüğün simgesidir… Yaşamın, umudun adıdır. Öleceğini zannettiğimiz anda bir filiz verir, işte o filiz yaşama direnir ve ayakta kalır. Mitolojide zeytin ağacı ile ilgili birbirinden değişik efsaneler söylenir; Antik Yunan’da baş tanrı Zeus insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçaya yeni kurulan şehrin hükümdarlığını …

Hayatımızdan bir “Hayat” geçti

Çocukluğum “ev gezmeleri”nin hayatlarımızın önemli eğlencelerinden biri olduğu dönemde geçti. Benim kuşağım ne demek istediğimi çok iyi anlamış olmalı… Annemle babam akşam yemek yerken aniden karar verip, hiç üşenmeden üç çocuğu giydirerek, bazı semtlere tek, bazılarına çift otobüsle, hatta indikten sonra bulundukları konuma göre uzunca bir mesafe yürüyerek ulaşılan eş, dost ve akrabalarımızın evlerine oturmaya …