Kategori «Anlatı»

TEK KİŞİLİK BİR ORDU

“Her hikaye bir yolculuktur”, “her yolculuk da bir hikaye içerir” diye neredeyse her gün yollardayız ve gittiğimiz her yerde “hikayeler” çalınıyor kulağımıza… Uzun ya da kısa, pek çoğunu dinliyor veya tanık oluyoruz… Kimisini hemen yazıyoruz, kimisini ise not alıyoruz, günü geldiğinde yazmak için… Ama bu defa öyle bir insan hikayesi var ki; hemen yazılmalı, herkes …

TAŞLARA HAYAT VEREN ADAM

Geçtiğimiz haftalarda yine yolumuz Çeşme Ildırı yolu üzerindeki Barbaros köyüne düşüyor. Amacımız misafirperver insanları, doyumsuz sohbetleri, nefis kahvesi, biber dolması, güler yüzlü teyzeleri ile sizi bir anda içine alıveren köyde birkaç güzel saat geçirmek. İlk olarak köyün girişindeki “Barbaros Köyü Emek, Kültür ve Sanat Evi”ne uğruyoruz. Burası köydeki mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Mimarı ise …

KARŞIYAKA’YA LOKMA YEMEYE GİTMEK

Çocukluğumun vazgeçilmez “bir Cumartesi gezmesi” gibi görünse de aslında bunu sadece bir “gezme” olarak nitelendirmek de haksızlık olur. Bu bir ritüeldir… Belki, “Alt tarafı bir lokma yemek” diyeceksiniz, ama öyle değil… Hatta mesele lokma yemek de değil… Bütün bir hafta okula gitmişsiniz, sonunda günlerden Cumartesi olmuş. O zamanlar Cumartesi günleri de yarım gün okul var. …

SEMALARA DOĞRU BİR HAYALİN PEŞİNDE

Basmane’deki evimizin nar, erik ve dut ağaçları ile güllerin, selluka ve asmaların süslediği bahçesinin tam ortasında altıgen bir havuz ve babamın beslediği on üç kedi vardı. Babam her gün Hilal kavşağındaki küçük bakkal dükkanını aynı saatte kapatıp, trene biner, iner inmez yürüyerek Tilkilik’teki kasabına gelir, kediler için ayrılmış ciğer alıp eve gelince de ilk işi …

KÖRFEZİN DİBİNDE NELER OLUYOR?

Bir zamanlar İzmir’de ulaşımın vazgeçilmezlerinden olan troleybüsler ile tanışıklığımız doğduğum evin troleybüs deposunun yanındaki sokakta olması ile başlar. Birlikteliğimiz ile ilgili hatırlayabildiğim en eski görüntü ise hava subay lojmanlarındaki evimizin karşısındaki duraktan binerek Basmane’de oturan babaannemlere gidişimiz boyunca olandır… O zaman için bana çok uzun gelen bu yolculuklar çok eğlenceli geçerdi. Her bir yolculuğun da …

DÜĞÜMLERLE YOLA ÇIKANLAR

İnsanların yerleşik hayata geçip, yaşamlarını evcilleştirdikleri hayvanların ürünlerine bağlı olarak sürdürmesine paralel olarak dokumacılık da doğmuş ve gelişmeye başlamış. İlk olarak hasır dokuma daha sonra düz dokuma yapılmış. En sonunda ise düğümlü halı dokumacılığı… İşte yolculuk böyle başlıyor… Halı dokumacılığı ihtiyaç sonucu doğmuş olsa da, daha sonraları gelişip, zenginleşerek sosyal ve sanatsal bir kimliğe bürünmüş. Dünyanın …

REKORLAR KİTABINDA BİR FESTİVAL – DEVE GÜREŞLERİ FESTİVALİ

Tarih boyunca Anadolu’da güçlü yapısı nedeniyle yük ve insan taşımacılığının vazgeçilmezi olan develerin önemi zaman içinde azalmış olmasına rağmen, günümüzde Batı Anadolu’da bu işlevinden farklı bir alanda başrol oyuncusu olarak çıkıyor karşımıza. Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgesi’nin en önemli kış eğlencesi ve kültürel etkinliklerinden biri olan ve binlerce kişi tarafından izlenen ‘Deve Güreşleri’nin tarihi 19. …

TARİHTEN KÜLTÜRE, KÜLTÜRDEN LEZZETE

Kleopatra’nın güzelleştiği, Homeros’un nişanlandığı yer… Ihlamur ve çınar ağacının aynı gövdede yetiştiği, ölümün yasaklandığı… Lezzetin durağı, kermeslerin cenneti… Etnografya müzesi ile geleneğin, kültürün, tarihin… Kağıdın, yazının ve daha nice güzelliklerin yanında sanatın, müziğin ve efelerin diyarı… Tepede kurulduğu için önceleri “Yüksek yerin halkı” anlamına gelen “Pargauma” adı verilen şehre önce “Pergamon”, daha sonra da “BERGAMA” …

DÖRT MASADAN KIRK MASAYA

İlk çağın en ünlü şehirlerinden Efes Antik Kenti, dünyanın yedi harikasından biri Artemis Tapınağı, Hristiyanların hac yeri Meryem Ana Evi, Hz. İsa’nın havarisi St. Jean adına yapılan kilise, Yedi Uyuyanlar Mağarası, Selçuk Kalesi, Aydınoğlu Beyliği zamanında yapılan İsabey Camisi, Keçi Kalesi, Belevi Mozolesi, Çamlık Lokomotif Müzesi gibi tarihin pek çok değişik dönemlerine ait eserlerin en …

BİR KAMP HİKAYESİ

Annem, kamp ile ilgili konu açıldığında, “Biz o yıl sana hamile olduğum için gidememiştik. Ama ondan sonraki yıllar hep gittik” der, bu sözler ile başlayan sohbetin ise tadına doyum olmazdı. Uzun yıllar benim için tatil kavramı ile eşdeğer olan kamp, 1963 yılında, çadırlı olarak açılmış. Biz ilk defa annemin söylediği gibi, ancak bir sonraki yıl, …

BÜYÜDÜĞÜMÜZÜ NASIL ANLAMIŞTIK

Evimizden en uzaktaki pastaneye dondurma almaya gitmemize izin verildiği zaman… Komik, ama gerçek… O zamanlar yazın gelişi de dondurma ile özdeşti… “23 Nisan’dan önce dondurma yemek yok” cümlesi o günlerde çocuklar için, iki yönlü bir beklentiyi çağrıştırırdı. Bir yandan mandolin orkestrası konseri, halk oyunu ve spor faaliyetlerimizi sunacağımız, coşkulu çocuk bayramını beklerken, diğer yandan da …

İZMİR’DE FUAR ZAMANI

Öncelikle belirtmeliyim ki; bu bir istek yazısıdır. Yazı yazmaya başladığımdan bu yana ilk defa böyle bir istek aldım. “Bir Kemeraltı Masalı” isimli yazımı okuyan ve çok beğenen bir arkadaşım, “Fuarı da yazsan, ne güzel olurdu” deyince dayanamadım. “Tamam yazarım, ama yardımcı olacaksınız, hatırlayamadıklarımı hatırlatacaksınız” dedim. “Memnuniyetle kabul etti.” Böylece ben de yazmaya başladım. O günleri …

BİR KEMERALTI MASALI

Annem, “Kemeraltı’na inelim” dediği zamanlarda hep merak ederdim. Çünkü biz Güzelyalı’da oturuyorduk ve troleybüse binerek, düz bir yoldan Kemeraltı’na ulaşıyorduk. Bir gün, neden bu şekilde söylediğini sorduğumda anladım ki; annemler evlenmeden önce Halilrıfat Paşa’da oturduklarından, tabii ki Kemeraltı’na iniyorlardı. Ancak bu ifadeyi sonraki yıllarda pek çok İzmirli’den de duydum. Bunu da, o zamanlar İzmir’de yaşayan …

MÜZİK OLDU AŞK OLDU

“Duygularımı şiirlere anlatamam, çünkü şair değilim. Kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, çünkü ressam değilim. Düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, çünkü dansçı değilim. Ama bunların hepsini müzikle yapabilirim. Çünkü ben bir müzisyenim” demiş Mozart… Duygularını müziğiyle anlatan; O’nu ilk olarak, özel bir gecemizde şarkı söylemeye geldiğinde tanıdık. Gecenin ardından “O ne sesti öyle” derken, bir gün “Koro …

BİR TUTAM YEŞİLYURT

Bir subay ailesinin uzun yıllar aynı şehirde kalma olasılığının çok düşük olmasına rağmen, babamın evlenmeden önce mecburi görevlerinin pek çoğunu tamamlamış olması nedeniyle, iki yıl annem ve ablam ile dil eğitimi için gittikleri Amerika dışında, İstanbul’a tayinimizin çıktığı haberiyle eve geldiği güne kadar ailemiz hiç şehir değiştirmemişti. O gün bir süreliğine İzmir’den ayrı kalacağımız haberi …