Kategori «Hikaye»

Çocuklarımızla Okuyoruz

Onlar okuma alışanlığının son derece azaldığı günümüzde hem çocuklarına, hem çevrelerine okuma alışkanlığı kazandırmak için 3 yıl önce harekete geçtiler… İşleri kolay değildi. Zira artık iki satır yazıyı bile okumaya üşenen bir toplumduk. Hele çocuklar cep telefonlarının esiri olmuş, gözlerini sosyal medyadan alamıyorlardı. Bir grup anne bir araya gelerek düşündüler, taşındılar. Çocukları ile aynı anda, …

Elli Yıllık Bir Hikaye

Onlar 50 yıl önce “Hadi bir folklor derneği kuralım” diye yola çıktıklarında kimilerimiz henüz doğmamış, kimilerimiz ilkokula yeni başlamış, bir kısmımız ise ergenlik çağına yeni girmişti… Kurdukları derneğin adını “İzmir Turizm ve Folklor Derneği” koymuşlardı. Zira amaçları Anadolu’nun zengin kültürünü, geleneğini, göreneğini, yemeğini, oyununu, müziğini, türküsünü, edebiyatını, adetlerini, inançlarını, giysilerini inceleyip araştırarak, aslına uygun olarak …

Köklerin ve Tomurcukların Bir Vakfı mı Var?

Hani bazen nereye gideceğinize karar vermeden, evden çıkarsınız ve yol boyunca “oraya mı gidelim, buraya mı?” derken bir de bakarsınız, o an olmanız gereken yerdesinizdir. Hatta o gün karşılaşmanız gereken kişi de tam siz bir fotoğraf çekerken nezaket göstererek, zarifçe durur ve bitirmenizi bekler. Bu nezaket karşısında tebessüm ile teşekkür edersiniz. İşte sevgili Gülnur Vural …

İzmir’den Kavala’ya Bir Dostluk Hikayesi

Hikaye geçtiğimiz yıl arkadaşlarımız Kadri ve Hüseyin’in Kavala’yı ziyareti ile başlıyor… Hüseyin, Batı Trakya’nın İskeçe şehrinde yaşayan bir ailenin oğlu. Her yaz ailesini görmeye giderken, bu defa Kadri de ona eşlik ediyor. Kadri’nin ailesi de mübadele ile Kavala’nın Moushteni (Müştiyan) köyünden İzmir’in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne gelen mübadil bir aile. Amaçları önce Hüseyin’in ailesini ziyaret …

Tek Kişilik Bir Ordu

“Her hikaye bir yolculuktur”, “her yolculuk da bir hikaye içerir” diye neredeyse her gün yollardayız ve gittiğimiz her yerde “hikayeler” çalınıyor kulağımıza… Uzun ya da kısa, pek çoğunu dinliyor veya tanık oluyoruz… Kimisini hemen yazıyoruz, kimisini ise not alıyoruz, günü geldiğinde yazmak için… Ama bu defa öyle bir insan hikayesi var ki; hemen yazılmalı, herkes …

Taşlara Hayat Veren Adam

Geçtiğimiz haftalarda yine yolumuz Çeşme Ildırı yolu üzerindeki Barbaros köyüne düşüyor. Amacımız misafirperver insanları, doyumsuz sohbetleri, nefis kahvesi, biber dolması, güler yüzlü teyzeleri ile sizi bir anda içine alıveren köyde birkaç güzel saat geçirmek. İlk olarak köyün girişindeki “Barbaros Köyü Emek, Kültür ve Sanat Evi”ne uğruyoruz. Burası köydeki mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Mimarı ise …

Karşıyaka’ya Lokma Yemeğe

Çocukluğumun vazgeçilmez “bir Cumartesi gezmesi” gibi görünse de aslında bunu sadece bir “gezme” olarak nitelendirmek de haksızlık olur. Bu bir ritüeldir… Belki, “Alt tarafı bir lokma yemek” diyeceksiniz, ama öyle değil… Hatta mesele lokma yemek de değil… Bütün bir hafta okula gitmişsiniz, sonunda günlerden Cumartesi olmuş. O zamanlar Cumartesi günleri de yarım gün okul var. …

Semalara Doğru Bir Hayalin Peşinde*

Basmane’deki evimizin nar, erik ve dut ağaçları ile güllerin, selluka ve asmaların süslediği bahçesinin tam ortasında altıgen bir havuz ve babamın beslediği on üç kedi vardı. Babam her gün Hilal kavşağındaki küçük bakkal dükkanını aynı saatte kapatıp, trene biner, iner inmez yürüyerek Tilkilik’teki kasabına gelir, kediler için ayrılmış ciğer alıp eve gelince de ilk işi …

Körfezin Dibinde Neler Oluyor?

Bir zamanlar İzmir’de ulaşımın vazgeçilmezlerinden olan troleybüsler ile tanışıklığımız doğduğum evin troleybüs deposunun yanındaki sokakta olması ile başlar. Birlikteliğimiz ile ilgili hatırlayabildiğim en eski görüntü ise hava subay lojmanlarındaki evimizin karşısındaki duraktan binerek Basmane’de oturan babaannemlere gidişimiz boyunca olandır… O zaman için bana çok uzun gelen bu yolculuklar çok eğlenceli geçerdi. Her bir yolculuğun da …

Bir Kamp Hikayesi

Annem, kamp ile ilgili konu açıldığında, “Biz o yıl sana hamile olduğum için gidememiştik. Ama ondan sonraki yıllar hep gittik” der, bu sözler ile başlayan sohbetin ise tadına doyum olmazdı. Uzun yıllar benim için tatil kavramı ile eşdeğer olan kamp, 1963 yılında, çadırlı olarak açılmış. Biz ilk defa annemin söylediği gibi, ancak bir sonraki yıl, …

Büyüdüğümüzü Nasıl Anlamıştık

Evimizden en uzaktaki pastaneye dondurma almaya gitmemize izin verildiği zaman… Komik, ama gerçek… O zamanlar yazın gelişi de dondurma ile özdeşti… “23 Nisan’dan önce dondurma yemek yok” cümlesi o günlerde çocuklar için, iki yönlü bir beklentiyi çağrıştırırdı. Bir yandan mandolin orkestrası konseri, halk oyunu ve spor faaliyetlerimizi sunacağımız, coşkulu çocuk bayramını beklerken, diğer yandan da …

İzmir’de Fuar Zamanı

Öncelikle belirtmeliyim ki; bu bir istek yazısıdır. Yazı yazmaya başladığımdan bu yana ilk defa böyle bir istek aldım. “Bir Kemeraltı Masalı” isimli yazımı okuyan ve çok beğenen bir arkadaşım, “Fuarı da yazsan, ne güzel olurdu” deyince dayanamadım. “Tamam yazarım, ama yardımcı olacaksınız, hatırlayamadıklarımı hatırlatacaksınız” dedim. “Memnuniyetle kabul etti.” Böylece ben de yazmaya başladım. O günleri …

Müzik Oldu Aşk Oldu

“Duygularımı şiirlere anlatamam, çünkü şair değilim. Kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, çünkü ressam değilim. Düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, çünkü dansçı değilim. Ama bunların hepsini müzikle yapabilirim. Çünkü ben bir müzisyenim” demiş Mozart… Duygularını müziğiyle anlatan; O’nu ilk olarak, özel bir gecemizde şarkı söylemeye geldiğinde tanıdık. Gecenin ardından “O ne sesti öyle” derken, bir gün “Koro …

Bir Tutam Yeşilyurt

Bir subay ailesinin uzun yıllar aynı şehirde kalma olasılığının çok düşük olmasına rağmen, babamın evlenmeden önce mecburi görevlerinin pek çoğunu tamamlamış olması nedeniyle, iki yıl annem ve ablam ile dil eğitimi için gittikleri Amerika dışında, İstanbul’a tayinimizin çıktığı haberiyle eve geldiği güne kadar ailemiz hiç şehir değiştirmemişti. O gün bir süreliğine İzmir’den ayrı kalacağımız haberi …

Muğla’dan Meğri’ye

Öğlen yemeğinin ardından bahçede sallanan koltuğuma oturmuş, şekerleme yapmak üzereydim ki, teyzemin “Çocuklarrrr salepleriniz soğuyor.” diyen sesini duyar gibi oldum. Gözlerimi sıkıca kapadım… Çocukken mahallede oynarken gürültü yaptığımızda “Hadi gidin, sizi Hacı Halillerin bahçesi paklar.” diyenler haklıydılar elbette… Teyzemlerin bahçemize bitişik bahçesi çok büyüktü. Gün boyunca çocuk sesleri eksilmez, her zaman oynayacak bir çocuk mutlaka …